Planck’tan Gökadamızın Manyetik Alanı

Görüntü: ESA/Planck; Acknowledgement: M.-A. Miville-Deschênes, CNRS – IAS, U. Paris-XI

Gökadamızın manyetik nasıl görünmektedir? Makul derecede bir manyetik alanın Samanyolu gökadamız boyunca yayıldığı uzun zamandır biliniyordu, çünkü arka fon ışığını etrafa saçan küçük toz tanecikleri bu alana göre dağılım göstermekteydiler. Ancak son zamanlarda, Güneş-yörüngesindeki Planck uydusu bu alanın yüksek-çözünürlüklü bir görünüşünü elde etti. Renk kodlarına sahip 30-derece genişliğindeki haritaya göre, diğer özellikleri ile birlikte, Gökadanın yıldızlar arası manyetik alanı merkezi disk üzerinde en güçlü kuvvete sahip. Gökada merkezinin etrafındaki yüklü gazların dönüşü bir manyetik alan meydana getiriyor, ve Samanyolu’nun üstten görüldüğünde merkezden dışarıya doğru sarmal şekilde ilerleyen bir manyetik alanı olduğu düşünülüyor. Burada ve benzer Planck haritalarında görülen detaylara neden olan şeyler – ve genel olarak manyetik alanların Gökada’nın evrimini nasıl etkilediği – yıllardır sürelen bir araştırma konusu olmaya devam ediyor.

Kaynak: NASA APOD
Çeviri: Arif Solmaz

LMC VHE

Görüntü: .E.S.S. Collaboration; optical: SkyView, A. Mellinger

Çok yüksek enerjilere sahip Gama-ışımaları Evren’deki bazı en uç ve enerjik olguları tespit edebilmemizi sağlıyor. Bu aşırı enerjik Gama-ışınları güçlü süpernovalar ve aşırı manyetik özellik gösteren nötron yıldızları atarcalar (pulsar) tarafından üretilebilmektedirler. Bu tür yüksek-enerjili salınımları tespit etmek H.E.S.S, Yüksek Enerji Tayf Sistemi teleskop dizgesinin faaliyet alanıdır. Namibya’da bulunan HESS, yüksek enerjili Gama-ışın fotonlarını, yeryüzü atmosferine çarptıkları sırada ortaya çıkan kısa, sönük ışık parlamaları ürettikleri sırada tespit ederek ölçüyor. HESS ile yapılan gözlemlerin çoğunda Samanyolu içerisinde bulunan çok yüksek enerjili gama-ışın kaynakları bulunmuştur. Işıma yapan kaynaklardan üçü Samanyolu’nun uydu gökadalarından biri olan Büyük Macellan Bulutu’nda tespit edilmiştir. Bir tanesi süpernova patlaması ile ilişkilendirilmiş olup bir diğeri ise bir atarcadan çıkan yüksek enerjili rüzgarı ile ilgilidir. Bu kaynaklar da HESS tarafından Samanyolu’nda bulunanlarla benzer özelliklere sahiptirler, çok daha güçlü özellikler gösterseler de. Üçüncü bir kaynak ise çok büyük kütleli bir yıldız-oluşum bölgesindeki süper-kabarcık bölgesinde tespit edilmiştir. Bu süper-kabarcık süpernova ve güçlü yıldız rüzgarları tarafından uzaya püskürtülmüş olup, bu kadar yüksek enerjilerde ışıma yapan ilk süper-kabarcık türüdür. Bir diğer sürpriz ise tespit edilmeyen bir kaynaktı: Supernova 1987a, LMC içerisindeki en geçn süpernova ve 400 yıldan uzun bir süredir yeryüzüne en yakın parlak süpernova türüdür.

Kaynak: NASA HEASARC
Çeviri: Arif Solmaz

Kışın Gökyüzünde Lovejoy Kuyrukluyıldızı

Görüntü: Juan Carlos Casado (TWAN, Earth and Stars)

Kuzey gökküresine ait bu güzel ve derin gökyüzü manzarasında hangi nesneleri bulabilirsiniz? Bu aydınlık manzarada Avcı’nın kemerindeki yıldızlar, Avcı Bulutsusu, Ülker yıldız kümesi, parlak yıldızlar Betelgeuse ve Rigel, Kaliforniya Bulutsusu, Barnard Düğümü ve Lovejoy Kuyrukluyıldızı yer alıyor. Avcı’nın kemerine ait yıldızlar görüntünün orta hattında ufuk ile görüntü merkezi arasında, kemerin en altındaki yıldızın kırmızı rengiyle ışıldayan Alev Bulutsu ile örtüldüğü noktada yer almaktadır. Kemerin solunda Barnard Düğümü’nün kırmızı yayını parlak turuncu renkteki yıldız Betelgeuse takip etmektedir. Mavi renkli parlak yıldızlardan oluşan Ülker görüntünün en üstte ortada, onun solunda yine yukarıda ise Kaliforniya Bulutsusu yer almaktadır. Görüntnün merkezinin hemen üzerindeki turuncu renkli nokta Aldebaran yıldızı olup, uzun kuyruğu ile sağ üstte doğru ilerlemekte olan yeşil renkli nesne ise Kuyrukluyıldız C/2014 Q2 (Lovejoy)’dur. Yukarıdaki görüntü iki hafta önce İspanya’daki Palau köyü yakınlarından alınmıştır.

Kaynak: NASA APOD
Çeviri: Arif Solmaz

M44 İle Yakınlaşma

Görüntü: Carlo Dellarole, Andrea Demarchi

26 Ocak Pazartesi günü dikkatli bir şekilde izlenen 2004 BL86 asteroidi en yakın geçişini yaparak yeryüzüne 1.2 milyon kilometre mesafeden görüntülendi. Bu, Yer-Ay mesafesinin yaklaşık 3.1 katı ya da 4 ışık-saniyesi kadardır. Geceleyin gökyüzünde hızla ilerleyen asteroid İtalya, Piemonte’den 27 Ocak’ta alınan bu 40 dakika poz süreli görüntüde görülen bu izi bıraktı.Bu sevimli manzara da M44’de yer alıyor, diğer adıyla Yengeç takımyıldızındaki Arıkovanı yıldız kümesi. Tabi ki M44 ile olan yakınlaşma sadece görünen kısımdır, küme yere-yakın asteroidle aynı görüş doğrultusunda yer aldığı için. Aslında yıldız kümesi ile asteroid arasındaki mesafe yaklaşık 600 ışık-yılıdır. Yine de, Yer’e yakın geçiş yapan asteroidin Kaliforniya’daki NASA’nın Goldstone Derin Uzay Ağı’na bağlı anteniyle yapılan radar görüntüleme tekniği, asteroidin kendi uydusuna sahip olduğunu ortaya çıkardı.

Kaynak: NASA APOD
Çeviri: Arif Solmaz

Poker Flat’te Bir Gece

Görüntü: NASA / Jamie Adkins

NASA’ya ait dört alt-yörünge ölçüm roketi 26 Ocak günü Alaska Üniversitesi’ne ait Poker Flat Araştırma Alanınndan karanlığa doğru gidiyor. Bu zaman-atlamalı birleştirilmiş görüntüde kış mevsiminin etklileyici, kutup ışıklarıyla dolu gökyüzünü keşfetmek için dört adet küçük ve çok-aşamalı roketlerle fırlatıldıktan sonraki halini gösteriyor.Pozlama süresince, Alakska, Fairbanks’in 30 km kuzeyindeki yerleşkede ufkun üstünde kalan yıldızlar Kuzey Kutup Noktası etrafında izler bırakmakta. Yeşil lazer ışınları da manzara boyunca işler bırakmaktadır. Başarılı bir şekilde yürütülen fırlatmadan sonra çalışmaya başlayan iki Mezosfer – ,Termosfer-Altı Türbülans Deneyi (M-TeX) ve iki Mezosferik Devinim-tabakası Türbülansı (MIST) deneyleri ile yüksek irtifalarda buhar izleri oluşturularak yer-konuşlu gözlemlerle takip edilecektir.

Kaynak: NASA APOD
Çeviri: Arif Solmaz

W33’teki Sarı Küreler

Görüntü: NASA/JPL-Caltech

Spitzer Uzay Teleskopu tarafından 3.6, 8.0, ve 24.0 mikron kırmızı-ötesi dalgaboyunda yapılan gözlemler bu dikkat çekici görüntüde kırmızı, yeşil ve mavi renkli olarak görülmektedir. Bu komzik toz ve gaz bulutu W33 olup, gökadamız Samanyolu düzlemine yakın bir yerde yaklaşık 13.000 ışık-yılı uzaklıkta bulunan karmaşık bir yıldız oluşum bölgesidir. Peki bu sarı küreler de nedir? Web-tabanlı Samanyolu Projesi kullanıcılarılarının Spitzer görüntülerini tararken buldukları ve sarı küreler adını verdikleri bu nesnelerle ilgili araştırmacılara sürekli soru sormaları, sonuç verdi. Artık bir cevabımız var. Spitzer görüntülerindeki bu sarı küreler büyük kütleli yıldızların erken oluşum aşamalarını temsil ediyor. Sarı renkte görünüyorlar çünkü burada kırmızı ve yeşil renkler üst üste görünüyor, renklerin anlamı Spitzer dalgaboylarındaki PAH (Poli-aromatik hidro-karbonlar) olarak bilinen organik molekül bileşikleridir. Sarı küreler yeni doğmakta olan büyük kütleli yıldızların çevrelerindeki gaz ve tozu temizledikleri aşamanın öncesi olup Spitzer görüntüsünde merkezleri kırmızı kenarları yeşil renkle çevrili kürecikler olarak görülmektedir. Pek tabiki gökbilimsel kitlesel-kaynak başarısı Zoouniverse projesinin sadece bir parçasıdır. W33’ün tahmini uzaklığına göre Spitzer görüntüsü 0.5 derece ya da yaklaşık 100 ışık-yılı genişliğindedir.

Kaynak: NASA APOD
Çeviri: Arif Solmaz

NGC 4676: Fareler Çarpıştığı Zaman

Görüntü: ACS Science & Engineering Team, Hubble Space Telescope, NASA

Bu iki muazzam gökada birbirlerini çekerek parçalarına ayırıyor. Uzun kuyrukları nedeniyle “Fareler” olarak bilinen bu sarmal gökadalar çarpışarak çoktan birbirlerinin arasından geçtiler. Uzun kuyrukların nedeni gökadalar arasındaki kütleçekimsel kuvvetin yakın ve uzak kısımları arasındaki göreli farkıdır. Uzaklıklar oldukça büyük olduğundan burada gerçekleşen kozmik etkileşimler yavaşça gerçekleşmektedir – yüz milyonlarca yıl boyunca. NGC 4676 yaklaşık 300 milyon ışık-yılı uzaklıktaki olup, Berenices’in Saçı takımyıldızı doğrultusunda ve muhtemelen Saç Gökadalar Kümesi’nin üyesidirler. Yukarıdaki görüntü Hubble Uzay Teleskopu’nun Gelişmiş Tarama Kamerası ile 2002 yılında alınmıştır. Bu fare gökadalar muhtemelen önümüzdeki milyarlarca yıl boyunca tekrar tekrar çarpışmaya devam edeceklerdir, ta ki birleşerek tek bir gökada haline gelene kadar.

Kaynak: NASA APOD
Çeviri: Arif Solmaz

Titan’ın Güneş Işığını Yansıtan Denizleri

Görüntü: NASA, JPL-Caltech, U. Arizona, U. Idaho

Neden Titan’ın yüzeyi göz kamaştırıcı bir şekilde parlar ki? Nedeni: sıvı denizlerden yansıyan güneş ışığı. Satürn’ün uydusu Titan üzerinde çok sayıda akıcı metan gölü bulunuyor, ışık üzerlerine tam dik olarak düştüğünde bir ayna gibi davranıyorlar. Burada yapay olarak renklendirilen görüntü Satürn’ün yörüngesindeki Cassini robotik uzay aracı tarafından geçtiğimiz yaz alındı. Bulutlardan etkilenmemek için kırmızı ötesi ışıkta farklı bantlarda görüntülendi. Bu dikkat çekici yansıma o kadar parlak ki, Cassini’nin kırmızı ötesi kameralarından birinin doygunlaşmasına neden olmuştur. Güneş ışığı rahatsız edici olsa da — aynı zamanda kullanışlıdır. Yansıyan bölgelerden elde edilen gözlemlere göre Titan’ın kuzey bölgeleri geniş ve karmaşık denizler dizisine ev sahipliği yapıyor ve geometrilerine bakılırsa kayda değer oranda düzenli buharlaşma aktivitesi gerçekleşiyor. Güneş Sistemi’nin en gizemli uydusu önünden çok sayıda geçiş yapan Cassini’ye göre Titan’da akitf hava olayları cereyan ediyor — bunlardan biri de bir çeşit doğal gaz yağmurudur.

Kaynak: NASA APOD
Çeviri: Arif Solmaz