Mars’taki Niagara Şelaleleri

Görüntü: NASA/JPL-Caltech/Arizona Üniversitesi

Farklı araştırmacılar Mars üzerinde akmakta olan su arayışı için çaba sarf edilmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak, Mars Yörünge Kaşifi (MRO) ile alınan bu görüntü, Mars’tan elde edilen birçok örnekte eriyik haldeki lav akıntılarının da sıvı suya benzer davranışlar sergilediğini gösteriyor.

Kaynak: NASA IOTD
Çeviri: Arif Solmaz

Güneş Doğmaya Başlarken, NASA’nın Küresel Şahin’i Uçuşa Hazırlanıyor

Görüntü: NASA/Michael Bereda

Kaliforniya’nın güneyindeki Ceylan Vadisi’nde sıcak yaz günleri çoğu hava aracı işlemlerinin günün erken saatlerinde güneş doğmadan başlatılmasını zorunlu hale getiriyor.  Arka rampa üzerinde Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’ndeki Armstrong Uçuş Araştırma Merkezi’nde bir NASA Küresel Şahin aracının uçuş öncesinde gerekli olan iletişim bileşenleri ile uydu bağlantısı testleri gerçekleştiriliyor.

Kaynak: NASA IOTD
Çeviri: Arif Solmaz

LISA’yı Seçmek

Görüntü: ESA

Evren’e ilişkin çalışmalar çoğunlukla uzaydaki büyük kütleli nesneler tarafından yayılan ışınımın miktarı ya da türünü ölçerek gerçekleştirilir. Şimdi bilim insanları evreni görmek için tamamen yeni bir yöntem deneyerek “kütleçekimsel ışınım” ya da “kütlçekim dalgalarını” araştırıyor.

Einstein tarafından tahmin edilen kütleçekimsel dalgalar, elektrik yüklü nesnelerin ivmelendiklerinde elektromanyetik dalgaları üretmesine benzer şekilde, kütleli nesnelerin ivmelenmesiyle ortaya çıkıyor. Ancak kütleçekim dalgaları uzay-zamanı oluşturan okyanustaki dalgalar olup, içinden geçtiği sırada uzayı ve zamanı hem germekte ve hem de kısaltmaktadır.

LIGO tarafından yapılan kütleçekimsel dalgaların son zamanlardaki şaşırtıcı tespiti ile LISA Pathfinder görevinin başarısı uzay-konuşlu kütleçekimsel dalga dedektörüne olan ilgiyi özendirmiş oldu. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Lazer Girişimölçer Uzay Anteni görevini, ya da kısa adıyla LISA, ESA’nın şu anki bilim programında üçüncü büyük uzay görevi olarak seçti.

LISA, yeryüzünü güneş etrafındaki yörüngesinde takip eden ve her biri diğerinden 2,5 milyon kilometre mesafede yer alan üçgensel  konumdaki üç adet uzay aracından meydana gelmektedir. Araçların konumundan geçen kütleçekimsel dalgalar aradaki uzaklığı değiştirerek, gökbilimcilerin kütleçekimsel ışınımı oluşturan kaynağın şiddetini ve yönünü tespit edebilmelerini sağlayacak.

Yukarıdaki görüntüde diğer iki araca, aradaki uzaklığı hassas bir şekilde ölçen lazer ışınlarıyla bağlı olan LISA uzay aracından biri görülüyor. LISA’nın şu anki fırlatılış tarihi 2034 olarak tahmin ediliyor.

Kaynak: NASA HEASARC
Çeviri: Arif Solmaz

Hubble Disk Şeklindeki Gökada İçin Merceklenmeyi Kullandı

Görüntü: NASA, ESA, M. Postman (STScI), ve CLASH ekibi

Uzaydaki “doğal merceklerin” ve NASA’nın Hubble Uzay Teleskopu’nun güçlerini birleştiren gökbilimciler şaşırtıcı bir keşfe imza attı – büyük patlamadan sadece birkaç milyar yıl sonra yıldız üretimine son vermiş, boyut olarak küçük ancak büyük kütleli ve kendi etrafında hızla dönmekte olan türünün ilk örneği disk şeklindeki bir gökada.

Kaynak: NASA IOTD
Çeviri: Arif Solmaz

Amerikan Gökbilim Derneği (AAS) Bülteni

aas-220617

PARÇALI BULUTLU BİR ÖTEGEZEGEN
Önceden ötegezegenlerin doğrudan gözlemi yalnızca en sönük yıldızların etrafındaki en parlak gezegenler için mümkün oluyordu – ancak gelişen teknoloji sayesinde bu yöntemle gezegen tespiti yapmak kolaylaştı. Yeni bir çalışmada, Jüpiter-benzeri 51 Eridani b ötegezegenine ait doğrudan görüntüleme gözlemleri, gezegenin atmosferi hakkında ümit verici ipuçları sağladı. Daha fazlası için: http://aasnova.org/2017/06/21/a-partly-cloudy-exoplanet/
Referans:
“Characterizing 51 Eri b from 1 to 5 microns: A Partly Cloudy Exoplanet” Abhijith Rajan ve ark. 2017, Astronomical Journal [https://doi.org/10.3847/1538-3881/aa74db].
Baş yazar iletişim: arajan6@asu.edu

GİZLİ KARADELİKLER BULUNDU MU?
Süper-kütleli karadeliklerin oldukça örtülü (tozlu) ortamlarda geliştikleri düşünülüyor. Yeni yapılan bir araştırmaya göre etrafımızdaki bu büyük kütleli karadeliklerin çoğu bu tür ortamlarda gizli kaldıkları için gözümüzden kaçıyor olabilir. Daha fazlası için: http://aasnova.org/2017/06/19/hidden-black-holes-revealed/
Referans:
“Survival of the Obscuring Torus in the Most Powerful Active Galactic Nuclei” S. Mateos ve ark. 2017, Astrophysical Journal Letters [https://doi.org/10.3847/2041-8213/aa7268].
Baş yazar iletişim: mateos@ifca.unican.es

İLK YILDIZLARIN KÜTLE ÜST SINIRLARI
İlk ortaya çıkan aşırı-kütleli yıldızlar evrenimizde meydana gelen ilk süper-kütleli karadeliklerden sorumlu olabilir. Peki bir yıldızın kütlesi kendi üzerine çökerek bir karadeliğe dönüşmemek için ne kadar büyük olabilir? Daha fazlası için: http://aasnova.org/2017/06/16/maxing-out-the-mass-of-early-stars/
Referans:
“On the Maximum Mass of Accreting Primordial Supermassive Stars” T. E. Woods ve ark. 2017, Astrophysical Journal Letters [https://doi.org/10.3847/2041-8213/aa7412].
Baş yazar iletişim: Tyrone.Woods@monash.edu

BİR SÜPERNOVA KALINTISININ ÜÇ BOYUTLU GÖRÜNÜŞÜ
Tycho süpernova kalıntısı ilk kez 1572 yılında gözlendi. Yaklaşık 450 yıl sonra, gökbilimciler ilk kez bir Tür Ia süpernova kalıntısının 3-boyutlu haritasını çıkarmak için Tycho’nun X-ışın gözlemlerini gerçekleştirdiler. Daha fazlası için: http://aasnova.org/2017/06/14/a-3d-view-of-a-supernova-remnant/
Referans:
“The Three-Dimensional Expansion of the Ejecta from Tycho’s Supernova Remnant” Brian J. Williams ve ark. 2017, Astrophysical Journal [https://doi.org/10.3847/1538-4357/aa7384].
Baş yazar iletişim: bwilliams@stsci.edu

Çeviri: Arif Solmaz

Uygun Adım Uzaya

HXMT

Görüntü: Xinhua/Zhen Zhe

Çin 15 Haziran 2017 günü Gobi Çölü’ndeki Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi’nden uzaya bir Long March-4B roketi gönderdi. Roketin yükü Çin’in ilk X-ışın astrofizik göreviydi: Sert X-ışın Geçiş Teleskopu – Hard X-ray Modulation Telescope (ya da diğer adıyla “Insight”).

HXMT üç farklı X-ışın astrofizik görevi gerçekleştirecek şekilde tasarlandı: yüksek enerji X-ışın teleskopu (20-250 keV enerji aralığında çalışacak), orta enerji X-ışın teleskopu (5-30 keV enerji aralığında çalışacak) ve düşük enerji X-ışın teleskopu (1-15 keV enerji aralığındaki X-ışınlarına duyarlı).

HXMT nötron yıldızları, atarcalar ve karadelikler gibi X-ışın kaynaklarını araştırmak ve kısa süreli gerçekleşen yeni kaynakları bulmak için bu X-ışın algılayıcılarını kullanacak. HXMT ayrıca SEXTANT (diğer adıyla NICER) tarafından test edilen “atarca küresel konumlandırma sistemi”ne benzer şekilde uzayda yön tayinleri için X-ışın sinyallerini kullanmaya çalışacak.

HXMT gözlenen X-ışın sinyallerinin doğrudan çözümlendiği yenilikçi bir yöntem kullanarak görece yüksek açısal çözünürlüklü X-ışın görüntüleri oluşturacak. Sonuç olarak, HXMT yüksek açısal çözünürlük ile yüksek zamansal ve tayfsal çözünürlüğün bir araya getirildiği evrenin yüksek enerjili kaynaklarını ortaya çıkarmayı vadediyor.

Kaynak: NASA HEASARC
Çeviri: Arif Solmaz

Kazançlar ve Kayıplar

Görüntü: X-ışın: NASA/CXC/SAO/R. Montez ve ark.; Optik: Adam Block/Mt. Lemmon SkyCenter/U. Arizona

Yoldaşlar genellikle insanlardaki davranışları etkilemektedir ve bu yıldızlarda da farklı değildir. Birbirlerine kütleçekimsel olarak bağlı olan yıldızlar arasındaki etkileşim bu yıldızların evrimleşme şekillerini kayda değer ölçüde değiştirebilmektedir. Yıldız evrimi temel olarak yıldızın kütlesine bağlıdır, ilk olarak kütlesi daha büyük olan yıldız değişime uğrar çünkü çekirdeğindeki yakıtı daha hızlı tüketmektedir.

Bu nedenle bir yıldız çiftinde kütlesi daha büyük olan yıldız diğerine göre daha önce evrimleşir ve hatta hafif olanı parlamaya devam ederken tüm kütlesini tüketen büyük kütleli yıldız bir çeşit yıdızsal yoğun kor haline gelir. R Aquarii sistemi bu karmaşık evrimsel sürecin iyi çalışılmış örneklerinden biridir.

R Aquarii şişkin bir Kırmızı Dev yıldız ile termo-nükleer yakıtını tamamen tüketmiş, normal bir yıldızdan geriye kalan, yoğun bir beyaz cüce yıldızdan oluşmaktadır.  Bir beyaz cüce aşırı yoğun bir nesnedir (bir küp şeker boyutlarındaki beyaz cüce maddesi bir arabadan daha ağırdır) ve bu nenenle çok güçlü bir kütleçekimsel alana sahiptir.

Yıldızlar birbirleri etrafında dolandıkça, Kırmızı Dev yıldızın maddesi beyaz cücenin üzerine düşmektedir, bu durum potansiyel bir tehlike barındırır: eğer beyaz cüce tarafından çekilen madde miktarı çok fazla olursa, yıldızın kütlesi Chandrasekhar limitini aşabilir – yani bir beyaz cücenin sahip olabileceği maksimum kütleyi – (ya da diğer bir ifadeyle kendi içine çökmesine engel olabileceği sınır kütlesi).

Eğer bu sınır aşılırsa, beyaz cüce çökerek patlar ve çift yıldız sistemini yok eder. Ancak hidrojen bakımından zengin olan Kırmızı Dev maddesi beyaz cüce üzerine düştükçe, beyaz cücenin aşırı güçlü kütleçekimi tarafından sıkıştırılarak öyle bir sıcaklığa kadar ısıtılır ki, hidrojence zengin olan madde patlayıcı özellikteki helyuma dönüşür, bu sırada maddeyi beyaz cücenin yüzeyinden uzaya fırlatan bir termo-nükleer nova patlaması meydana gelir.

Yukarıdaki görüntü R Aqr ve yıldızın etrafındaki bölgenin optik (kırmızı) ve X-ışın (mavi) bölgesinde alınan birleştirilmiş görüntüsüdür. R Aqr etrafındaki uzay beyaz cüceyi parçalayan maddeyle çevrilmiştir, bir kısmı optik bölgede görülebilen halka şeklindeki madde formundayken, maddenin geriye kalan kısmı da halkalara dik olarak şekillenmiş X-ışın yayan jetlerdir.

Chandra X-ışın Gözlemevi ile 20 yıla yakındır yapılan gözlemler jetlerin içindeki madde uzaya dağıldıkça X-ışın yayan jetlerin kendilerini nasıl değiştirdiklerini göstermektedir.

Kaynak: NASA HEASARC
Çeviri: Arif Solmaz